Günün Kampanyası: Uzaydan sofraya uzanan yemek hikâyesi
Türkiye’de yaygın olarak bilinmeyen Waitrose, İngiltere’de kalite odaklı ürün seçimi, taze gıda kategorisindeki gücü ve “yemek meraklılarına hitap eden” marka diliyle konumlanan bir süpermarket zinciri. Özellikle orta-üst gelir grubuna seslenen marka, son yıllarda reklam iletişiminde duygusal hikâye anlatımını merkeze alıyor.
Uzayda geçen bir yemek özlemi hikâyesi
Wonderhood Studios tarafından hazırlanan The Gastronaut, markanın bu yaklaşımını en uç noktaya taşıyan işlerden biri. Film, uzayda görev yapan astronot Michael’ın hikâyesini anlatıyor. Michael, hayatta kalmak için gerekli ama tamamen ruhsuz uzay rasyonlarıyla beslenmek zorunda kalan bir astronot. Ancak mesele açlık değil; mesele gerçek yemeğe, paylaşılan sofralara ve tatlara duyulan derin özlem.
Film ilerledikçe, Michael’ın yaşadığı uzay yalnızlığı; geçmişten gelen sıcak anılarla bölünüyor. Aileyle yenilen pazar yemekleri, düğünlerde paylaşılan peynir tabakları, özenle hazırlanmış karides linguine gibi sahneler, yemeğin yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değil, duygusal bir bağ olduğunu hatırlatıyor.
Reklamdan çok kısa film estetiği
Aerosmith’in efsanevi şarkısı “I Don’t Want to Miss a Thing” eşliğinde ilerleyen film, bilinçli olarak bir bilim kurgu melodramı estetiği kuruyor. Uzayın karanlığı, bej renkli yiyecek poşetleri ve steril ortam; yemeğin sıcaklığıyla sert bir tezat oluşturuyor.
Bu özlem, Michael’ı absürt ama etkileyici bir karar almaya sürüklüyor: Kuralları çiğniyor, bir uzay aracını çalıyor, enkazların arasından kaçıyor ve sonunda Dünya’ya geri dönerek bir Waitrose mağazasının önüne adeta çakılıyor. Sahne, filmin mizahi doruk noktası olurken markanın mesajını da netleştiriyor:
Yemek, sadece yakıt değildir.
Waitrose’un yeni konumlandırması: “Yemek tutkunlarının evi”
The Gastronaut, Waitrose’un yeni marka platformu olan “the home of food lovers” (yemek tutkunlarının evi) sloganının ilk büyük kampanyası olma özelliğini taşıyor. Marka, bu platformla kendisini yalnızca ürün satan bir süpermarket olarak değil, yemeğe tutkuyla bağlı insanların buluşma noktası olarak konumlandırıyor.
Wonderhood Studios’un kreatif direktörleri Jack Croft ve Stacey Bird, kampanyayı şu sözlerle özetliyor:
“Bu film, evrensel bir içgörüye dayanıyor: Yemek yakıttan çok daha fazlasıdır. Yemek tutkunları için sevdikleri yiyecekler olmadan geçen bir hayat oldukça kasvetlidir.”
Noel filminden sonra gelen iddialı devam
Bu kampanya, Waitrose’un geçtiğimiz yıl yayınladığı ve Keira Knightley’nin başrolünde yer aldığı Noel filmi The Perfect Gift’ın ardından geldi. Dört dakikalık romantik komedi formatındaki o film, klasik yılbaşı reklamlarını ti’ye alan yapısıyla İngiltere’de büyük ses getirmiş, hatta romantik komedilerin usta ismi Richard Curtis’ten övgü almıştı.
The Gastronaut, bu sinematik yaklaşımın tek seferlik olmadığını, markanın uzun vadeli bir anlatı dili kurduğunu gösteriyor.
Kampanya nasıl yayılıyor?
90 saniyelik film;
-
sinema salonlarında,
-
yüksek etki alanlı açıkhava reklamlarında (OOH),
-
sinematik afişlerle,
-
basılı yayınlar, podcast içerikleri ve
-
yeniden kurgulanan Food Lovers Club gibi marka temas noktalarıyla destekleniyor.
Filmin yönetmen koltuğunda Tom Speers (SMUGGLER) yer alırken, içerik üreticisi @WhatWillyCook’un karides linguine tarifi de hikâyenin kilit unsurlarından biri olarak kullanılıyor.
Reklamdan öte bir marka anlatısı
Waitrose’un bu kampanyası, perakende markalarının ürün odaklı iletişimden uzaklaşıp, kültürel ve duygusal alanlara yatırım yapmasının güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor. Uzayda geçen bir hikâye üzerinden anlatılan şey ise oldukça tanıdık:
Yemeğin insan hayatındaki merkezi rolü.
The post Günün Kampanyası: Uzaydan sofraya uzanan yemek hikâyesi appeared first on Campaign Türkiye.
Tepkiniz nedir?
Beğenmek
0
Beğenmeme
0
Taşı
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay!
0